|
|
Meme Hastalıkları ve
Meme Kanseri |
|
Fibrokistik hastalık, kanser olmayan meme sorunlarında hekim
ve hastaların yıllarca kullandığı anlamsız bir kelimedir. Bu
kelimeyi kullanan kişi, ödemi, ağrıyı, şişliği, duyarlılığı
veya polikistik memeyi kastediyor olabilir. Böyle bir terim
memedeki bir hastalığı ifade etmez. Bazıları bunun yerine
fibrokistik değişiklikler tanımını kullanır. Bazı hekimler
böyle tanımladıkları memelerdeki şikayetleri için
hastalarına kafeinli içecekleri bırakmak gibi bazı
önerilerde bulunurlar. Faydası olduğu kesin değildir; ancak
kafeini bırakmanın hastaya bir zararı da yoktur.
Fibrokistik veya polikistik diye tanımlanan memeler
normaldir. Anormal olan, hastalık olanlar, memedeki belirgin
kitlelerdir. Memedeki kitleler dört ana başlık altındadır:
Kistler, fibroadenoma, yalancı kitleler ve kanser. Menapoz
öncesi kadınlardaki kitlelerin sadece % 12'si kanser iken
menapoz sonrasında bu oran % 50'ye yükselir. Yalancı
kitleler her yaşta çıkabilirken, kist ve fibroadenomlar
kadınların adet gördükleri menapoz öncesi dönemlerde
çıkarlar ve bazen fark edilmeleri yıllar sonra olur.
Fibroadenom, kadınların adet görme dönemlerinin başlarında,
kistler ise menapoza yakın daha yaygındırlar.
Kistler
Kistler içi sıvı dolu keselerdir. Bir kadında memesinde kist
bulunması onun kansere yatkın olduğunu göstermediği gibi
bunların ancak % 1'i habisdir. Yüzeyel olanlar kolayca
hissedilebilirken, derin olanlar genelde tarama amaçlı
ultrasonik incelemede saptanabilirler. Kistler, diğer
kitlelerden en iyi bu tetkikle ayırt edilebilirler. Kistik
olan kitlenin tanı ve tedavisinde en iyi yol iğne ile
aspirasyonu ve sıvı içeriğinin sitolojik incelenmesidir.
Kist olduğu tanısı konan kitlenin cerrahi eksizyonu
gereksizdir.
|
|
 |
 |
|
Fibroadenom
Sert, düz yüzeyli ve mobil kitlelerdir. Eğer bir kitleye
yapılan ince iğne aspirasyonunda sıvı gelmezse fibroadenom
olma olasılığı fazladır ve kor biyopsi yapılarak kist
olmadığı teyit edilmeye çalışılır. Fibroadenom tanısı
patoloji tarafından konulduktan sonra kitlenin çıkarılması
özellikle 20 yaş civarında şart değildir. Daha yaşlılarda
tanıdan emin olmak için çıkarılabilirler. Genelde bunlar 12
ay kadar bir sürede 2-3 cm. bir çapa ulaşırlar ve birkaç yıl
öyle kalırlar. Bunların % 50'sinin 5 yıl, tamamının ise 15
yıl içinde kaybolduğu gözlenmiştir. Fibroadenomlar kansere
dönüşmezler. Bunların üçte biri komplekstir ve sadece bu tip
olanlarda ileride meme kanseri olasılığının artmış olduğu
saptanmıştır. Fibroadenomların % 1'i sistosarkoma
filloides'tir ve bunlar habistir. Oldukları yerde büyürler,
ancak uzak yayılımları yoktur. |
|
 |
|
Yalancı kitleler
Adenom, kist ve kanser dışı kitlelerdir. Yağ nekrozları,
yabancı madde enjeksiyonu sonucu oluşanlar bunlardandır. Yağ
nekrozu, genelde iri memelilerde çarpma sonucu oluşur.
Transfer edilen dokularda da gelişebilir. Bazı bilimsel
olmayan yollardan meme büyütme işlemi yapılanlarda (kendi
yağını enjekte etmek gibi) yağın nekroza gitmesi ile
kireçlenmiş kitleler oluşur. Bunlar kanserle
karıştırılabildiğinden yapılmaları son derece sakıncalıdır.

Meme kanseri kesin tanısı sadece biyopsi ile konabilir. Dört
tiptedir. İlk ikisi iğne ile yapılırken, diğer ikisi açık
tekniktir. İnce iğne aspirasyon tekniğinde, eğer kitle
kistik ise sıvı içeriği alınır ve sıvı içindeki serbest
hücreler incelenir. Kor biyopside, ucu geniş bir iğne ile
ince bir doku dilimi alınır. Patolog bu dokuya bakarak tanı
koyabilir. Ancak, bu kadar az dokudan hormon reseptör tayini
yapılamaz. Cerrahi olarak meme dokusunun açılıp kitlenin bir
kısmının tanı amaçlı alınması insizyonal, tamamının alınması
eksizyonal biyopsidir.
MEME KANSERİ
Kanser, kısaca, vücudun kendi hücrelerinin kontrolden çıkıp,
aşırı çoğalmaları ve ileri dönemlerinde uzak organlara
yayılması ile kararakterize habis bir hastalıktır. Bu
şekilde yayıldıkları yerlerdeki diğer sistemleri bozarak
ölümle sonuçlanabilmektedir. Meme kanseri, kadınlardaki en
sık görülen kanser tipidir. Akciğer kanserinden sonra ikinci
en sık ölüm nedenidir. Her 8-9 kadından biri meme kanserine
yakalanırlar. Bu kanserlerin % 70-80'i kanal yapılarından,
geri kalanı da lobullerden kaynaklanırlar. İki taraflı
kanserler genelde lobul kaynaklıdır. Eğer kanser hücreleri
halen kanal yapısı içinde ise intraduktal karsinoma veya
karsinoma in situ (DCIS) adını alır. Meme kanseri tanısı
konan olguların % 15-20'si bu formdadır.
Meme kanserinin klasik tedavisi, tümörün etrafında yeterli
sağlam dokuyla çıkarılması, koltuk altı lenf nodlarının
temizlenmesi, gerekirse radyoterapi, kemoterapi ve hormonal
tedavinin eklenmesidir. Memenin cerrahi olarak alınması olan
mastektomi işlemi, tarihsel gelişimi içinde değişimlere
uğramış ve radikallikten uzaklaşmıştır. Özellikle erken
evredeki küçük tümörlerde, kısmi mastektomi (meme koruyucu
mastektomi)+koltukaltı diseksiyon+radyoterapi ile total
mastektominin hastalara aynı yaşam yüzdesi sağladığı
saptanmış ve 1990'da Amerika'da "National Institutes of
Health" kuruluşu bu sonucu ilan etmiştir.
|
|

|

|
|
Koruyucu Meme Cerrahisinin Yapılamayacağı
Durumlar:
1-Tümör
ve meme büyüklüğü. Tümörü büyük, memesi küçük bir
hastada koruyucu meme cerrahisi yapmanın anlamı yoktur.
Geri kalan çok az meme dokusu çok çirkin görünecektir.
2-Aynı
memede tümör sayısı. Birden fazla ve farklı yerlerdeyse
total mastektomi yapmak gerekir.
3-Tümörün yeri. Tümörün göğüs duvarına yakın olmasında
total mastektomi yapılmalıdır.
4-Kanser tipi. Tümörün ekstensif intraduktal komponenti
varsa total yapılmalıdır.
5-Diffüz kalsifikasyon.
6-Hastanın eğilimi, korkuları.Hasta kanser yapmış bir
memenin yerinde kalmasını istemeyebilir.
7-Deneyimli cerrah ve radyoterapist.
8-Önceden radyoterapi. İkinci kez radyoterapi
uygulanmaz.
9-Hamilelik.
10-Romatolojik hastalıklar.
11-Enflamatuar
meme kanseri.
12-Radyoterapi merkezi. Haftada 5 gün, 5-6 hafta süreyle
radyoterapi merkezine gitmek gerekir.
Tüm bu olumsuz koşulların varlığında tek seçenek total
mastektomi yani memenin total alınmasıdır. Total
mastektomiler:
1-Radikal Mastektomi: Bu ameliyatta meme, altındaki
pektoral kaslar ve koltuk altı lenf dokusu total olarak
alınır.19. yüzyıl sonlarında Halsted tarafından uygulanmış
ve 100 yıl kadar tek tedavi şekli olarak uygulanmıştır.
Bugün artık çok ilerlemiş, kaslara yayılmış olgularda
uygulanmaktadır.

2- Modifiye Radikal Mastektomi. Meme ile birlikte
koltuk altı lenf bezleri temizlenir. Pektoral kaslar yerinde
bırakılır. Bugün için en fazla uygulanan total mastektomi
şeklidir.

3- Meme derisinin korunduğu (skin sparing) mastektomi.
Bu sadece anında meme onarımı yapılacak hastalarda
uygulanabilir. Meme derisi korunarak meme ucu, areola ve
meme dokusunun tamamı alınır ve meme onarım tekniklerinden
biri ile içi doldurulur. Bugün için uygulanan meme
kanserindeki en çağdaş tedavi şeklidir.

Koltuk altı lenf bezlerinin temizlenmesi (Aksiller
diseksiyon): Son dönemlerde bu işlem de büyük değişikliklere
uğramıştır. Çağdaş uygulama vital boyalarla yapılmaktadır.
Ameliyat sırasında, henüz meme dokusu çıkarılmadan tümör
etrafına vital boyalar enjekte edilir. Kısa bir süre
bekledikten sonra koltuk altına kısa bir kesi ile girilerek
boyanan ilk lenf nodu (sentinel nod) saptanır ve alınarak "frozen
section" inceleme için patolojiye gönderilir. Bu arada
mastektomi yapılır. Lenf nodunda kanser hücresi saptanırsa
aksiller diseksiyon yapılır. Saptanmazsa koltuk altında
başka işlem yapılmaz ve kapatılır.

Tüm cerrahi işlemlerden sonra destekleyici radyoterapi,
kemoterapi, hormonal tedavi, tedaviyi üstlenen meme kanser
ekibinin vereceği karara bağlıdır.
|
|